25 Kasım 2011 Cuma
20 Kasım 2011 Pazar
Bir Pesimistin Antalya Günlüğü
Bir haftalık Antalya hikayem boyunca havayı bir geldiğim gün bir de giderken güneşli gördüm.Bahtsız bedevinin Türkiye şubesi olmalıyım.Gerçi otel dışına pek çıktığımız söylenemez.Tabi sigara ve diğer gereksinimler dışında.Eğer zaten yeteri kadar pahalanmış sigaraya otel içerisindeki marketten alarak 15ytl bayılmak istemiyorsan bunu yapmak zorundasın.
Oteldeki 1 haftalık gözlemim sonucunda çıkan sonuç;kış geldiğinde oteller huzurevlerine dönüyor.Belirli bir yaşın üzerine çıkmış,saçları beyazlamış,genç kalan tek tarafı gözleri olan insanlar.Huzuru bulmaya gelmiş insanlar topluluğuydu.Şuana kadar Antalyada daha önce bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum. Orada yeni arkadaşlıklar tanımak,var olan orta düzey ingilizcem ile biraz olsun pratik yapabilme şansı bulmak iyi geldi diyebilirim. Her gece discoda müziğin etkisiyle dans etmek herşeyi alıp götürüyordu.Bazen o pistte bedenim dans ederken ben bir köşede kendimi izliyormuş gibi hissediyordum.
Hep orada kalabilmeyi isterdim. Berlinde Necati,Belçikadan Rasit,İsveçden Boel,Mehri ve Jessica ile her aksam sabaha kadar lobide oturup sohbet etmek isterdim. Beni biraz olsun kendi içimden çıkarıyordu. İçime prangalarla kitlediğim ruhumu biraz olsa salıverme şansı veriyordu bana.
Liverpoollu amcaların her akşam sarhoş hallerini görmek,zenci Poll'ün gülünce çirkinleşen suratını görüp kahkahalara düşmek hepsi biraz olsun hayatın içinden. Farkında olmasakta her birimiz birbirimizin hayatının bir kısmında yer aldık.Bu ileride hatırlanamayacak kadar küçük bir detay olsa bile.
Tabi her şeyin bir sonu vardır.Bu eğlenceli günlerinde sonu vardı ve giderken biraz olsun her birini özleyeceğimi biliyordum.Dünyanın küçük olduğunu umut ediyor bir gün karşılaşmak dileğiyle her birine tüm yürekten hoşçakal.
24 Ekim 2011 Pazartesi
Sorun Irk Değil,Vicdan Sorunudur.
Van'daki 7.2'lik deprem haberlerine biraz milliyetçi biraz da ırkçı bir tavır takınarak sevinen vatandaşların vicdanlarında bir takım eksiklikler hatta vicdanlarının hiç olmadığı kanaatindeyim.Türkiye Cumhuriyeti vatan topraklarında yaşayan her insan Türk'tür.
Bu insanları ırkçı bir yaklaşımla kürt diye farklı bir köşeye koyamazsın. Kaldı ki onca yüzyıldan sonra ''dıdısının dıdısının dıdısına'' baksak bir çoğumuzun kökeni farklı yerlerde çıkacaktır.Bu da ırk diye bir şeyin olmadığını,ırkçı yaklaşımın boş laftan ibaret olduğunun göstergesidir.
Kökeni kürt diye her insana aynı etiketi yapıştıramazsın.Ve o insanlara acımasız gözlerle bakamazsın. Bu herşeyden önce insanlık görevindir. Biraz da olsa vicdan görevidir. Tabi insanlığın ve vicdanın hala yerinde duruyorsa.
Vicdanın yoksa Van'da çıkan deprem için sevinir ''hakettiklerini buldular'' dersin,enkaz altındaki canları boş bakışlarla seyredersin,şehit haberlerine üzülmezsin.Ölümün gölgesi dolaşmadığı sürece çevrende.
Zaten ''Ölenler hep başkalarıdır'' dersin.
Netice itibariyle;Vicdanı olmayan Kürt dağa çıkıyor, vicdanı olmayan Türk depremle zil takıp oynuyor. Sorun ırk değil, vicdan sorunudur.
Bu insanları ırkçı bir yaklaşımla kürt diye farklı bir köşeye koyamazsın. Kaldı ki onca yüzyıldan sonra ''dıdısının dıdısının dıdısına'' baksak bir çoğumuzun kökeni farklı yerlerde çıkacaktır.Bu da ırk diye bir şeyin olmadığını,ırkçı yaklaşımın boş laftan ibaret olduğunun göstergesidir.
Kökeni kürt diye her insana aynı etiketi yapıştıramazsın.Ve o insanlara acımasız gözlerle bakamazsın. Bu herşeyden önce insanlık görevindir. Biraz da olsa vicdan görevidir. Tabi insanlığın ve vicdanın hala yerinde duruyorsa.
Vicdanın yoksa Van'da çıkan deprem için sevinir ''hakettiklerini buldular'' dersin,enkaz altındaki canları boş bakışlarla seyredersin,şehit haberlerine üzülmezsin.Ölümün gölgesi dolaşmadığı sürece çevrende.
Zaten ''Ölenler hep başkalarıdır'' dersin.
Netice itibariyle;Vicdanı olmayan Kürt dağa çıkıyor, vicdanı olmayan Türk depremle zil takıp oynuyor. Sorun ırk değil, vicdan sorunudur.
21 Ekim 2011 Cuma
Bir Roman Daha Bitti.
Bugün hayatımın dönüm noktalarından biri. Göğsüme matkapla kocaman bir delik açıldığı,gözlerimin karanlığa çevrildiği günlerden biriydi.
Sanki bir arabaya binmiştik biz tekerleği patlak bir araba..Bir gidiyor,bir duruyorduk ve sonunda pes ettik.Tekerleği değiştirmek yerine arabadan indik.Ve farklı yönlere doğru ilerledik..
Zeki Müren'li gecelerime hoşgeldim. Sözlerindeki anlam,sesindeki titreme. Nasıl rakı içesim var anlatamam. Nasıl sarhoş olasım var anlatamam.
Ben beceremedim Eva. Bir insanın sevmesi kendi kabiliyetimizin dışında bir şeydir.Ben buna engel olamadım.Bazen anlamsızca kötü fikirler düşüyor beynimin açık sahasına,sana yakıştıramıyorum hiçbirini. Ama gitmiyorlar Eva.Yaşadıklarımın,söylediklerinin başka açıklaması yokmuş gibi.
Beynim patlayacak gibi.Düşünmekten yoruldum.
Bu cevapsız soruları bir başıma nasıl cevaplayabilirim bilmiyorum.Ya ben sağ çıkarım bu düşünceler karmaşasından ya da sen katil çıkarsın.Başka yolu yok Eva,üzgünüm..
Her zaman yanıbaşında olamadığım için üzgünüm.Rüzgarın senin yönünde esmesi,güneşin yolunu hep aydınlatması dileğiyle hoşçakal.
Yarın yine bir Ankara yolculuğuna daha çıkacağım.Bu yorucu ve tempolu hayat beni dahada fazla olgunlaştırıyor,bu ne işe yarar bilmiyorum.
Beni doyurmaz,zengin bir adam yapmaz ama bir çok ahmaktan daha zeki olmama,hayatı düşünce yetisiyle kavramama,olası tehlikeleri sezebilmeme yardımcı oluyor.
Belkide günün birinde 1-0 önde başlatır beni.
O güne kadar Esen kal Eva.
Sanki bir arabaya binmiştik biz tekerleği patlak bir araba..Bir gidiyor,bir duruyorduk ve sonunda pes ettik.Tekerleği değiştirmek yerine arabadan indik.Ve farklı yönlere doğru ilerledik..
Zeki Müren'li gecelerime hoşgeldim. Sözlerindeki anlam,sesindeki titreme. Nasıl rakı içesim var anlatamam. Nasıl sarhoş olasım var anlatamam.
Ben beceremedim Eva. Bir insanın sevmesi kendi kabiliyetimizin dışında bir şeydir.Ben buna engel olamadım.Bazen anlamsızca kötü fikirler düşüyor beynimin açık sahasına,sana yakıştıramıyorum hiçbirini. Ama gitmiyorlar Eva.Yaşadıklarımın,söylediklerinin başka açıklaması yokmuş gibi.
Beynim patlayacak gibi.Düşünmekten yoruldum.
Bu cevapsız soruları bir başıma nasıl cevaplayabilirim bilmiyorum.Ya ben sağ çıkarım bu düşünceler karmaşasından ya da sen katil çıkarsın.Başka yolu yok Eva,üzgünüm..
Her zaman yanıbaşında olamadığım için üzgünüm.Rüzgarın senin yönünde esmesi,güneşin yolunu hep aydınlatması dileğiyle hoşçakal.
Yarın yine bir Ankara yolculuğuna daha çıkacağım.Bu yorucu ve tempolu hayat beni dahada fazla olgunlaştırıyor,bu ne işe yarar bilmiyorum.
Beni doyurmaz,zengin bir adam yapmaz ama bir çok ahmaktan daha zeki olmama,hayatı düşünce yetisiyle kavramama,olası tehlikeleri sezebilmeme yardımcı oluyor.
Belkide günün birinde 1-0 önde başlatır beni.
O güne kadar Esen kal Eva.
17 Ekim 2011 Pazartesi
Biraz da Film Soundlarına Dalalım
Bu filmi kaçıncı kez izliyorum,bilmiyorum.Hani bazen derler ya ''her seferinde farklı bir tat alırsın.Sıkılmadan,bıkmadan izlersin.'' diye bu cümleyi kullanacağım nadir filmlerden bir tanesi de bu filmdir.
Ve en sevdiğim sahnelerden biri olan bu sahneyi güzel müzik eşliğinde keyifle(sıkılmadan,bıkmadan) izleyebiliriz.
Dipnot;
''Bende birinin Gerry'si olmak istiyorum.''
Ve en sevdiğim sahnelerden biri olan bu sahneyi güzel müzik eşliğinde keyifle(sıkılmadan,bıkmadan) izleyebiliriz.
Dipnot;
''Bende birinin Gerry'si olmak istiyorum.''
15 Ekim 2011 Cumartesi
14 Ekim 2011 Cuma
Kısa Metrajlı Bilim Kurgu Tadında Bir Rüya
Zihninizi boşaltın ve sadece okuyacaklarınızı hayal edin.
Bir ev boğaza bakan köprüyü tam karşıdan seyreden.Rüyam biraz hızlı geçmiş olacak ki babaannem ve ben ne ara terasa çıktık bilmiyorum.Her ne ise terasta boğazı izlerken ufuktan dev bir cisim boğazın derinlerine hızla düşüyor ve düştüğü gibi aynı hızla çıkıyor ve o hızla terasa doğru geliyor,gözlerim beni yanıltmıyorsa bu vatoz balığı,dev gibi..Ben o telaş ile kendimi terastan evin içine doğru atarken arkama dönüp baktığımda babannem yok vatoz balığının yarattığı yıkık,dökük enkazla birlikte sanırım aşağı düşmüş olacak.
Ben o endişeyle sokağa fırlıyorum ve sokakta bir ev yıkılmış,yol kapatılmış.Uzaktan annemin geldiğini görüyorum koşa koşa ona anlatacağım bu olanları bir de arkamı döndüğümde ne göreyim! Babaannem geliyor.
Bu kısa bir o kadar komik ve bilim kurgu tarzında ki uykum beni anlatamayacağım bir şok içerisine sokmuştu. Eve gelen Eva'ya rüyamı anlattığımda bana kahkahalarla eşlik etti ve rüyanın şoku Eva'nın kahkahalarına eşlik etmekle son buldu.
Sanırım yönetmen ruhuma son vermeliyim bu kısa yazılmamış,çekilmemiş rüya senaryomdan sonra :)
Bir ev boğaza bakan köprüyü tam karşıdan seyreden.Rüyam biraz hızlı geçmiş olacak ki babaannem ve ben ne ara terasa çıktık bilmiyorum.Her ne ise terasta boğazı izlerken ufuktan dev bir cisim boğazın derinlerine hızla düşüyor ve düştüğü gibi aynı hızla çıkıyor ve o hızla terasa doğru geliyor,gözlerim beni yanıltmıyorsa bu vatoz balığı,dev gibi..Ben o telaş ile kendimi terastan evin içine doğru atarken arkama dönüp baktığımda babannem yok vatoz balığının yarattığı yıkık,dökük enkazla birlikte sanırım aşağı düşmüş olacak.
Ben o endişeyle sokağa fırlıyorum ve sokakta bir ev yıkılmış,yol kapatılmış.Uzaktan annemin geldiğini görüyorum koşa koşa ona anlatacağım bu olanları bir de arkamı döndüğümde ne göreyim! Babaannem geliyor.
Bu kısa bir o kadar komik ve bilim kurgu tarzında ki uykum beni anlatamayacağım bir şok içerisine sokmuştu. Eve gelen Eva'ya rüyamı anlattığımda bana kahkahalarla eşlik etti ve rüyanın şoku Eva'nın kahkahalarına eşlik etmekle son buldu.
Sanırım yönetmen ruhuma son vermeliyim bu kısa yazılmamış,çekilmemiş rüya senaryomdan sonra :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


