Van'daki 7.2'lik deprem haberlerine biraz milliyetçi biraz da ırkçı bir tavır takınarak sevinen vatandaşların vicdanlarında bir takım eksiklikler hatta vicdanlarının hiç olmadığı kanaatindeyim.Türkiye Cumhuriyeti vatan topraklarında yaşayan her insan Türk'tür.
Bu insanları ırkçı bir yaklaşımla kürt diye farklı bir köşeye koyamazsın. Kaldı ki onca yüzyıldan sonra ''dıdısının dıdısının dıdısına'' baksak bir çoğumuzun kökeni farklı yerlerde çıkacaktır.Bu da ırk diye bir şeyin olmadığını,ırkçı yaklaşımın boş laftan ibaret olduğunun göstergesidir.
Kökeni kürt diye her insana aynı etiketi yapıştıramazsın.Ve o insanlara acımasız gözlerle bakamazsın. Bu herşeyden önce insanlık görevindir. Biraz da olsa vicdan görevidir. Tabi insanlığın ve vicdanın hala yerinde duruyorsa.
Vicdanın yoksa Van'da çıkan deprem için sevinir ''hakettiklerini buldular'' dersin,enkaz altındaki canları boş bakışlarla seyredersin,şehit haberlerine üzülmezsin.Ölümün gölgesi dolaşmadığı sürece çevrende.
Zaten ''Ölenler hep başkalarıdır'' dersin.
Netice itibariyle;Vicdanı olmayan Kürt dağa çıkıyor, vicdanı olmayan Türk depremle zil takıp oynuyor. Sorun ırk değil, vicdan sorunudur.
24 Ekim 2011 Pazartesi
Sorun Irk Değil,Vicdan Sorunudur.
21 Ekim 2011 Cuma
Bir Roman Daha Bitti.
Bugün hayatımın dönüm noktalarından biri. Göğsüme matkapla kocaman bir delik açıldığı,gözlerimin karanlığa çevrildiği günlerden biriydi.
Sanki bir arabaya binmiştik biz tekerleği patlak bir araba..Bir gidiyor,bir duruyorduk ve sonunda pes ettik.Tekerleği değiştirmek yerine arabadan indik.Ve farklı yönlere doğru ilerledik..
Zeki Müren'li gecelerime hoşgeldim. Sözlerindeki anlam,sesindeki titreme. Nasıl rakı içesim var anlatamam. Nasıl sarhoş olasım var anlatamam.
Ben beceremedim Eva. Bir insanın sevmesi kendi kabiliyetimizin dışında bir şeydir.Ben buna engel olamadım.Bazen anlamsızca kötü fikirler düşüyor beynimin açık sahasına,sana yakıştıramıyorum hiçbirini. Ama gitmiyorlar Eva.Yaşadıklarımın,söylediklerinin başka açıklaması yokmuş gibi.
Beynim patlayacak gibi.Düşünmekten yoruldum.
Bu cevapsız soruları bir başıma nasıl cevaplayabilirim bilmiyorum.Ya ben sağ çıkarım bu düşünceler karmaşasından ya da sen katil çıkarsın.Başka yolu yok Eva,üzgünüm..
Her zaman yanıbaşında olamadığım için üzgünüm.Rüzgarın senin yönünde esmesi,güneşin yolunu hep aydınlatması dileğiyle hoşçakal.
Yarın yine bir Ankara yolculuğuna daha çıkacağım.Bu yorucu ve tempolu hayat beni dahada fazla olgunlaştırıyor,bu ne işe yarar bilmiyorum.
Beni doyurmaz,zengin bir adam yapmaz ama bir çok ahmaktan daha zeki olmama,hayatı düşünce yetisiyle kavramama,olası tehlikeleri sezebilmeme yardımcı oluyor.
Belkide günün birinde 1-0 önde başlatır beni.
O güne kadar Esen kal Eva.
Sanki bir arabaya binmiştik biz tekerleği patlak bir araba..Bir gidiyor,bir duruyorduk ve sonunda pes ettik.Tekerleği değiştirmek yerine arabadan indik.Ve farklı yönlere doğru ilerledik..
Zeki Müren'li gecelerime hoşgeldim. Sözlerindeki anlam,sesindeki titreme. Nasıl rakı içesim var anlatamam. Nasıl sarhoş olasım var anlatamam.
Ben beceremedim Eva. Bir insanın sevmesi kendi kabiliyetimizin dışında bir şeydir.Ben buna engel olamadım.Bazen anlamsızca kötü fikirler düşüyor beynimin açık sahasına,sana yakıştıramıyorum hiçbirini. Ama gitmiyorlar Eva.Yaşadıklarımın,söylediklerinin başka açıklaması yokmuş gibi.
Beynim patlayacak gibi.Düşünmekten yoruldum.
Bu cevapsız soruları bir başıma nasıl cevaplayabilirim bilmiyorum.Ya ben sağ çıkarım bu düşünceler karmaşasından ya da sen katil çıkarsın.Başka yolu yok Eva,üzgünüm..
Her zaman yanıbaşında olamadığım için üzgünüm.Rüzgarın senin yönünde esmesi,güneşin yolunu hep aydınlatması dileğiyle hoşçakal.
Yarın yine bir Ankara yolculuğuna daha çıkacağım.Bu yorucu ve tempolu hayat beni dahada fazla olgunlaştırıyor,bu ne işe yarar bilmiyorum.
Beni doyurmaz,zengin bir adam yapmaz ama bir çok ahmaktan daha zeki olmama,hayatı düşünce yetisiyle kavramama,olası tehlikeleri sezebilmeme yardımcı oluyor.
Belkide günün birinde 1-0 önde başlatır beni.
O güne kadar Esen kal Eva.
17 Ekim 2011 Pazartesi
Biraz da Film Soundlarına Dalalım
Bu filmi kaçıncı kez izliyorum,bilmiyorum.Hani bazen derler ya ''her seferinde farklı bir tat alırsın.Sıkılmadan,bıkmadan izlersin.'' diye bu cümleyi kullanacağım nadir filmlerden bir tanesi de bu filmdir.
Ve en sevdiğim sahnelerden biri olan bu sahneyi güzel müzik eşliğinde keyifle(sıkılmadan,bıkmadan) izleyebiliriz.
Dipnot;
''Bende birinin Gerry'si olmak istiyorum.''
Ve en sevdiğim sahnelerden biri olan bu sahneyi güzel müzik eşliğinde keyifle(sıkılmadan,bıkmadan) izleyebiliriz.
Dipnot;
''Bende birinin Gerry'si olmak istiyorum.''
15 Ekim 2011 Cumartesi
14 Ekim 2011 Cuma
Kısa Metrajlı Bilim Kurgu Tadında Bir Rüya
Zihninizi boşaltın ve sadece okuyacaklarınızı hayal edin.
Bir ev boğaza bakan köprüyü tam karşıdan seyreden.Rüyam biraz hızlı geçmiş olacak ki babaannem ve ben ne ara terasa çıktık bilmiyorum.Her ne ise terasta boğazı izlerken ufuktan dev bir cisim boğazın derinlerine hızla düşüyor ve düştüğü gibi aynı hızla çıkıyor ve o hızla terasa doğru geliyor,gözlerim beni yanıltmıyorsa bu vatoz balığı,dev gibi..Ben o telaş ile kendimi terastan evin içine doğru atarken arkama dönüp baktığımda babannem yok vatoz balığının yarattığı yıkık,dökük enkazla birlikte sanırım aşağı düşmüş olacak.
Ben o endişeyle sokağa fırlıyorum ve sokakta bir ev yıkılmış,yol kapatılmış.Uzaktan annemin geldiğini görüyorum koşa koşa ona anlatacağım bu olanları bir de arkamı döndüğümde ne göreyim! Babaannem geliyor.
Bu kısa bir o kadar komik ve bilim kurgu tarzında ki uykum beni anlatamayacağım bir şok içerisine sokmuştu. Eve gelen Eva'ya rüyamı anlattığımda bana kahkahalarla eşlik etti ve rüyanın şoku Eva'nın kahkahalarına eşlik etmekle son buldu.
Sanırım yönetmen ruhuma son vermeliyim bu kısa yazılmamış,çekilmemiş rüya senaryomdan sonra :)
Bir ev boğaza bakan köprüyü tam karşıdan seyreden.Rüyam biraz hızlı geçmiş olacak ki babaannem ve ben ne ara terasa çıktık bilmiyorum.Her ne ise terasta boğazı izlerken ufuktan dev bir cisim boğazın derinlerine hızla düşüyor ve düştüğü gibi aynı hızla çıkıyor ve o hızla terasa doğru geliyor,gözlerim beni yanıltmıyorsa bu vatoz balığı,dev gibi..Ben o telaş ile kendimi terastan evin içine doğru atarken arkama dönüp baktığımda babannem yok vatoz balığının yarattığı yıkık,dökük enkazla birlikte sanırım aşağı düşmüş olacak.
Ben o endişeyle sokağa fırlıyorum ve sokakta bir ev yıkılmış,yol kapatılmış.Uzaktan annemin geldiğini görüyorum koşa koşa ona anlatacağım bu olanları bir de arkamı döndüğümde ne göreyim! Babaannem geliyor.
Bu kısa bir o kadar komik ve bilim kurgu tarzında ki uykum beni anlatamayacağım bir şok içerisine sokmuştu. Eve gelen Eva'ya rüyamı anlattığımda bana kahkahalarla eşlik etti ve rüyanın şoku Eva'nın kahkahalarına eşlik etmekle son buldu.
Sanırım yönetmen ruhuma son vermeliyim bu kısa yazılmamış,çekilmemiş rüya senaryomdan sonra :)
28 Ağustos 2011 Pazar
Bakma Sen Onlara ''Gitmek Zordur''
Domino taşları gibi acılar,önce bir tanesi sonra bir diğeri ve bir diğeri daha..Gittikçe büyüyor.Kafamı ne yana çevirsem bir acı daha önce tanışıklığımız var elbet kendisiyle bu kez en keskin haliyle karşımda duruyor.''İntikamım acı olacak'' dercesine..
Öyle bir yerdeyim ki;her tarafıma iğneler saplanmış gibi hissediyorum kendimi ve hiç bir yere kımıldayamıyorum.Çaresiz,boktan bir haldeyim.Bugünlerde duyacağım tek bir güzel haber elektro şok etkisi yaratır mı bedenime bilmiyorum..Yeniden hayata döndürür mü güzel bir öpücük bilmiyorum.
Gözlerim açık uyumaktan yoruldum.Beynimin her hücresinde hissediyorum bu yorgunluğu düşüncelerin dansı var.
Ve aslında korkunç olan şeyde bu durumdan sağ salim çıkabildiğim de herşeyin yerli yerinde veya eskisi gibi olmamasını görmek.Acılara pes etmekle eş değer.
Aradan uzun süre geçince bir zamanlar ezberleyerek yürüdüğün karanlık odalara tekrar dönmek,yalpalanarak düşmek ve tekrar alışmaya çalışmak.Aslında hepsi zor.
Alışmak ve kaybetmek.
Sonra bir yenisi
Alışmak ve kaybetmek.
Her alışmanın sonunda kaybetmek var mıdır? Belkide doğanın kanunu budur.
Gitmeyi istiyorum.Ama;
Gitmek bazen kolaydır.Bazense zor.
Eğer alışdıysan zordur
Eğer arkanda bir kaç sinema bileti,birlikte gittiğiniz bir kaç sokak,onlarca gülümseme,sıcak bir el ve bir kadın bırakıyorsan.
Gitmek zordur.Hem de tahmin edemeyeceğin kadar.
Öyle bir yerdeyim ki;her tarafıma iğneler saplanmış gibi hissediyorum kendimi ve hiç bir yere kımıldayamıyorum.Çaresiz,boktan bir haldeyim.Bugünlerde duyacağım tek bir güzel haber elektro şok etkisi yaratır mı bedenime bilmiyorum..Yeniden hayata döndürür mü güzel bir öpücük bilmiyorum.
Gözlerim açık uyumaktan yoruldum.Beynimin her hücresinde hissediyorum bu yorgunluğu düşüncelerin dansı var.
Ve aslında korkunç olan şeyde bu durumdan sağ salim çıkabildiğim de herşeyin yerli yerinde veya eskisi gibi olmamasını görmek.Acılara pes etmekle eş değer.
Aradan uzun süre geçince bir zamanlar ezberleyerek yürüdüğün karanlık odalara tekrar dönmek,yalpalanarak düşmek ve tekrar alışmaya çalışmak.Aslında hepsi zor.
Alışmak ve kaybetmek.
Sonra bir yenisi
Alışmak ve kaybetmek.
Her alışmanın sonunda kaybetmek var mıdır? Belkide doğanın kanunu budur.
Gitmeyi istiyorum.Ama;
Gitmek bazen kolaydır.Bazense zor.
Eğer alışdıysan zordur
Eğer arkanda bir kaç sinema bileti,birlikte gittiğiniz bir kaç sokak,onlarca gülümseme,sıcak bir el ve bir kadın bırakıyorsan.
Gitmek zordur.Hem de tahmin edemeyeceğin kadar.
27 Ağustos 2011 Cumartesi
Kendime Kaçış
Nedense bir kaç gündür hayatımı film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiriyorum.Nerede hata yaptığımı bulamıyorum.Ve artık kendimi kaybetme derecesindeyim.Bazen gitmek istiyorum;nereye olduğu önemli değil.İnsanların olmadığı yere ya da toprağın altındakiler nereye gidiyorsa oraya.
Belki ardımda bir miras bırakamam,beni anacak bir çocuk ya da beni özleyecek bir kadın.Ama yinede gitmek isterdim.Artık bu yük fazlasıyla ağır geliyor.Son bir kaç gündür sürünerek taşımaktan yoruldum.
Ve beni anlayan anlamayan herkese teşekkür ederdim.Herkesin bir doğrusu varmış.Bunları değiştirmek en büyük cezaymış.Geç olsa da anladım.
Sanırım görmezden gelmeyi bilemedim ben kendi tabularımı yıkamadım.Ve bazen hep bu yüzden kaybettim.Sınırı bilemedim;aşkın,sevginin,kıskançlığın,dostluğun,düşmanlığın herşeyin fazlası oldu.
Bazen düşünüyorum da;hiç sevmemekten iyidir ya da hiç kıskanmamaktan hiç önemsememekten iyidir.Ben görevimi yerine getirdim diyebilirim en azından.
Her şeyin bir vakti vardır.
Ve benimde vaktim gelmiş olmalı.Kaçıp saklanacağım,kafamı dinleyebileceğim bir evim yok ya da başka birşey.herneyse.
Kendi içimden başka,romanlardaki o hayatlardan başka gidebileceğim hiçbir hayat yok.
Belki bir gün oralara da sığmam.
İşte o gün bir mektup ulaşır eline;
''Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım.'' diye başlayan.
Belki ardımda bir miras bırakamam,beni anacak bir çocuk ya da beni özleyecek bir kadın.Ama yinede gitmek isterdim.Artık bu yük fazlasıyla ağır geliyor.Son bir kaç gündür sürünerek taşımaktan yoruldum.
Ve beni anlayan anlamayan herkese teşekkür ederdim.Herkesin bir doğrusu varmış.Bunları değiştirmek en büyük cezaymış.Geç olsa da anladım.
Sanırım görmezden gelmeyi bilemedim ben kendi tabularımı yıkamadım.Ve bazen hep bu yüzden kaybettim.Sınırı bilemedim;aşkın,sevginin,kıskançlığın,dostluğun,düşmanlığın herşeyin fazlası oldu.
Bazen düşünüyorum da;hiç sevmemekten iyidir ya da hiç kıskanmamaktan hiç önemsememekten iyidir.Ben görevimi yerine getirdim diyebilirim en azından.
Her şeyin bir vakti vardır.
Ve benimde vaktim gelmiş olmalı.Kaçıp saklanacağım,kafamı dinleyebileceğim bir evim yok ya da başka birşey.herneyse.
Kendi içimden başka,romanlardaki o hayatlardan başka gidebileceğim hiçbir hayat yok.
Belki bir gün oralara da sığmam.
İşte o gün bir mektup ulaşır eline;
''Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım.'' diye başlayan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)